Süper güçlerim olduğunu söylemiştim. Gerçi bunu saklamam gerekiyodu ama işte biraz boş boğaz bi kahramanım sanırsam. Olsun beni böyle sevin sevecekseniz. Sır veririm ser vermem. Ser baş demek bu arada. Sere serpe ne acaba? Oraya buraya serpilmiş kafalar olabilir. Serpme farklı serpilmek farklı şimdi fark ettim. Halbuki serpme eyleminin fiilinden bahsediyoruz. Ne kadar uzağa gitmiş olabilirsin fiil? Ne ara büyümek anlamına geldin sen fiil? Gül fiil can fiil. (paragraf dibi not: serpme kahvaltı sevmem. Büyük bi organizasyon becerisi gerektiğine inanıyorum. I don’t have organizasyon becerisi)
Süper güçlerim olduğunu 2 yaşımdan beri biliyorum. Tek sorun süper gücümün ne olduğunu bilmemem. Misfitsteki nathan gibi. ama ölüp de riske de atamam kendimi. Uçabiliyo muyum diye çatıcan atlayacak kadar salak mı sandın beni ey can? Gerçi olabilirim de henüz atlamadım işte. Denk gelmedi. Mesela hiç koşmadıysan aslında mükemmel bi koşucu olduğunu bilemezsin. Düşünsene yüzme bilmeyen bi sürü harika yüzücü var belki de. gerçekten çok üzücü bi durum bu. Ama tutup da yüzemeyen potansiyel mükemmel yüzücülere üzülemiycek kadar çok sorunum var hali hazırda. Hali vakti yerinde de güzel tabir bak. yani diyor ki burda söz konusu şahıs parası olmakla kalmıyor vakti de hem bol hem kaliteli. Demek ki bir mirasyedi bir piyango talihlisi falan. Cicoz allahçımdan aynı tabirin şahsım için de kullanılmasını talep ediyorum. Mısır’daki tanımadığım paşa dedemden bir an evvel miras kalırsa sevinirim. Teşekkürler. Öptüm. Bye.
Süper güç konusuna bi türlü dönememem de süper gücüme gitmeye başladı ama neyse. Bu sefer giriyorum kararlıyım. Efendim geçen gün Cuma vakti caminin önünden geçerken telefonum çaldı. Bilen bilir telefon melodilerim ortalama bi insanı Aliço’nun sünnet düğünü kutlamalarında bile rezil edebilecek düzeydedir. Ben de böyle insanım işte. Son melodim "Allah yoluna cenk edelim" şeklindeki güzide mehter marşı olunca işler karıştı. Oraya buraya serpilmiş secdedeki serler birden zınk diye kalktı. Bütün cemaat bana bakıyordu şimdi. Kendimi adeta bi yezit bi yahuda gibi hissediyordum. Allahım ne yapmıştım ben. bu kadar insanın günahına mı girmiştim? Gerekirse birilerinin günahına girebilirim. Mesela ahlaksız bi parti günahı işliyolar girerim ben o günaha dostlar. Diyelim kumara düştüler ona da girerim. Ama namazı bozdukları sıkıcı bi günahta benim gibi bi aksiyon insanın işi yoktu. Ayrıca bana bunun için kızıp her an oracıkta linç edebilirlerdi. İçimden umarım süper gücüm puf diye yok olabilmektir dedim. Gözlerimi kapadım açtım ı ıh. Yok olamamıştım. Belki de çok hızlı koşabiliyorumdur diye düşündüm. Ama şansıma kadıköyün en genç atletik cemaati denk gelmişti. Halı sahaların yıldızları olan bu gençler beni köşeyi dönemeden yakalardı.
Ne yapacağımı kara kara düşünürken cemaat koşarak yanıma geldi. beni omuzlarına alıp mehter marşı eşliğinde gezdirmeye başladılar. bunu neden yaptıklarını anlamamıştım. Eli kıçımda olan bi emmiye “eli kıçımda olan emmi, bunu neden yapıyosunuz?” diye sorduğumda duyduklarıma inanamadım. Cuma vaazı “sizi cenke çağırana koşun, o insanların en hayırlısıdır” üzerineymiş. Hay bin cenk…
Emmilere, dayılara, dedelere ve halı saha yıldızı atletik gençlere telefon melodimin her daim taşak amaçlı olduğunu söyleyemezdim. Muhtemelen kemiklerimi bile bulamazdı kimse. Tamam dedim. Çağırıyorum ama bi durun bi düşünün. Omzunuzda beni taşıyarak cenk edemezsiniz. Gücümüzü daha efektif kullanmalıyız. Hem ya düşürürseniz? Kim sizi cenke sürükleyecek?
Konuşmam işe yaramıştı. Beni kibarca indirdiler. Şimdi ise daha korkutucu bi sahneyle karşı karşıyaydım. Ağzımdan çıkacak kelimeleri gözleri fal taşı gibi açık beklemektelerdi. Fal taşı ne acaba? Açık olduğu kesin de nedir neyin nesi kimin fesidir bilemem. Benim fesim olmadığı belli. Zira benim fesim yok.
Neyse bir süre boğazımı temizledim. Ne diyeceğimi düşünüyordum. Sonra yapıştırdım konuşmayı. “emmiler, dayılar, dedeler ve halı saha yıldızı atletik gençler! İlk hedefiniz Akdeniz'dir ileri!” biraz kısa bi konuşma olduğunun farkındayım. Ama işe yaramıştı. Birden beni unutup Akdeniz'e koşmaya başladılar. bir yandan da allah yoluna cenk edelim’i coşkuyla icra etmekteydiler. İşte süper gücümü bulmuştum. Telefon melodilerim!
Gerçi bu süper güç çok da iyiliklere sebebiyet vermedi. Yolda topladıkları 30 milyon insanla Akdeniz’e varan ordum ülke ekonomisinin afedersiniz amına koydu. Herkes Akdenizde’ydi. Bir süre beni beklemişler kıyamam. O arada da aç kalmayalım diye çeşitli tarımlar, avcılıklar ve toplayıcılıklarla uğraşmışlar. Kimisi aşık olmuş evlenmiş kimisi ailesini de getirtmiş derken şu an kadıköy’de yalnızım. Aslında hoşuma da gitmiyor değil ama her gece kendi biramı doldurmak ve kedilerle okey oynamaktan biraz sıkıldım. Hatta hafif delirme belirtileri gösteriyor bile olabilirim. bunu gözlemleyecek kimse olmadığından asla emin olamayacağım tabi. Neyse. Ben oyuna dönüyorum.
“Zeynep bana bi oralet!”
“tamam Zeynep oralet geliyo.”
“Okey boşta Duman.”
"Hızlı oyna Boncuk içim şişti."

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder