3 Ekim 2012 Çarşamba
dream on
barmen gençten bir çocuktu. barın asıl müdürü ise orta yaşlarda sikici bakış tabir ettiğimiz bakışlarla dolu bir sapık. adam şanslıydı. neredeyse her gece başka bir kız kaldırıyordu. zira bütün öğrenci yurtlarının bulunduğu bir öğrenci köyündeydi bar. bütün öğrenci yurtlarını bir yere toplamak hangi yarım akıllının fikriydi bilmiyoruz. o başka bir konu. kızın en yakın arkadaşı o gün ziyaretine gelmişti. onu ağırlamak için elinden geleni yapmıştı kız. her ne kadar bar sahibinden çekinse de mecburen bara da götürmüştü. zira barmene aşıktı. bar sahibinin kölesi gibiydi barmen. hep eziliyor hep eziliyordu. gözlerinde o naif acı dolu bakışlarla kıza bir kez içten bir gülümsemeyle bakması yetiyordu yine de her seferinde. sırf bu bakış için sevdiği adamın ezilip durduğu yere dönüyordu kız her gece. bu gece de farksızdı. nispeten. kızın arkadaşı fena halde sarhoş oldu. sızdı kaldı. arkadaşının üzerinde lacivert kadifeden kısacık bir elbise vardı. bar sahibi, barmenle birlikte kırmızı redneck kamyonetine bindi. kız da arkadaşıyla birlikte binmek zorunda kaldı. başka çaresi yoktu. ama yolda işler çığrından çıktı. bar sahibi eninde sonunda kıza da, kızın arkadaşına da sarkmaya başladı. kızın arabadan inemeyeceğine güveniyordu. en azından yanındaki baygın arkadaşıyla inemezdi. kız yalvaran bakışlarla barmene baktı. "hadi ama... bir şey yapmayacak mısın?" yapamayacağını belli etti barmen. çaresizdi. en azından kendini öyle sanıyordu. kız iyice sinirlendi bu basiretsiz adama. artık yolda kalmak falan umurunda değildi. arabadan indi bar sahibinin dalga geçen kahkahası eşliğinde. arkadaşını kucağına aldı. hem arkadaşından kısa hem de daha zayıftı. buna rağmen arkadaşının bir tüy kadar hafif geldiğini fark etti. rahatladı. kendisiyle gurur duydu. gurur duydukça arkadaşı daha da hafifledi sanki. yürümeye devam etti. yol bitmek bilmiyordu sanki. yine de gülümsüyordu kız. sonunda bir araba gördü onlara yaklaşan. arkadaşının mırıldanması üzerine kulağına eğildi. "merak etme. bana güven." dedi. gelen araba kasabanın beyaz öğrenci minibüslerindendi. en azından o minibüslere benziyordu. o minibüslerin yarısı kadardı. miniminibüs yani. eski miniminibüs yanına yaklaştığında gördü içindekileri. Orta Dünya'dan gelmiş dört dwarf arabanın içindeydiler. o an rahatladı kız. onlara güvenebileceğini biliyordu. elfçe "merhaba bana yardım edebilir misiniz?" dedi kız. dwarflardan biri "elf olmadığımızın farkındasın değil mi?" dedi. gülüştüler. miniminibüs güneşin doğuşuna doğru ilerlerken kahkahaları ıssız yolu şenlendiriyordu.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder