2 Ekim 2012 Salı
metamorphosis
Tırtıllar asla asla asla kahverengi bot giymez. Tırtıl olmadığına emin oldu böylece. Peki neydi? Tırtıl gibi süründüğü aşikardı. Toprak altını üstünden daha fazla sevdiği de… yine de botları sayesinde tırtıl olmadığının farkındaydı. Botlarını bir daha hiç çıkarmamaya karar verdi. Başka bir şansı da yoktu zaten. Zira giyecek başka ayakkabısı yoktu. Yeni ayakkabı alacak parası da… neyi vardı peki? Dostları vardı. evet ya. Tırtılların dostları olduğunu sanmıyordu. Karıncaların belki. Gerçi karıncalardan da emin olamadı. Hep bir arada olsalar da iş ilişkisine benziyordu onların komünleri. Yine de tırtılların genelde yalnız olduğunu biliyordu. Derin bir oh çekti. Artık emindi tırtıl olmadığından. Ama hala ne olmadığına takılmış durumdaydı. Hatta tırtıl olmadığına… daha çok veriye ihtiyacı vardı. elindekileri iyi değerlendirmeliydi. Soruyu tekrarladı. Neyi vardı? Vermesi gereken kiloları vardı. bunun kanıt olamayacağına karar verdi. Tombul tırtıl görmüştü. Hem de çok görmüştü. Çoğu da onun gibi kısaydı. Rahatsız oldu. Hemen yeni bir şey bulmalıydı. Bulamadı. Araya yemek girdi. Önüne gelen salataya odaklandığında çoktan bu konuyu unutmuştu bile. Tabağındaki yeşillikleri kemirirken içinden “pis tırtıl, hain tırtıl, yeme yaprakları kıtır kıtır” dedi. Tırtılların hafızasının da pek iyi olmadığını, bu cümleyi neden kurduğunu hatırlamadığında anlaması gerekirdi. Tabi ki anlamadı.
Zira tırtılların hafızaları pek iyi değildi.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder