2 Ekim 2012 Salı

kır belini ali dayı

Şimdi seninle çözmemiz gereken bazı konular var. öncelikle şu manikür meselesini halletmemiz gerekmekte. Tırnaklar ruhun aynasıdır. Emel Sayının tırnakları ise apayrı bir konudur. Evlerden ırak. Hangi evlerden dersen? Laf sokmaya çalışma. Zira matrix’teki key maker’dan çok anahtarım var benim. Evler benim olmayabilir. sana burdan bir laz fıkrasıyla cevap vermek zorunda bırakma beni. Anahtarı bendedur. Gerçi tek anahtarın bende olması gerek fıkraya gönderme yapabilmem için. Tabi bir de evleri gemiden aşağıya atmam gerek. Bunu yapamayacağımı sanıyorsan yanılıyorsun. Önce diğer anahtarları çalar sonra da evleri yerlerinden sökebilirim. Bunu beklemiyordun değil mi? Ne kadar güçlü olduğum hakkında en ufak bir fikrin bile yok bebeğim. Godzilla benim yıllar önce kaybettiğim sonra tokyo sokaklarında başı boş gezinirken bulduğum kardeşim belki de. Ya da king kong beni daha iyi bir eğitim almam için seneler önce şehre yollayan babam. Belki de superman taytlarıyla dalga geçtiğim için çocukken kavga edip bir daha görüşmediğim uzaktan kuzenim. Ne biliyorsun benim hakkımda? En güzel yerimin dirseğim olduğu ve manikürsüz tırnaklarım olduğu dışında. Hiç… koca bir hiç. Konudan saptık. Öncelikle çözümlere odaklanmalıyız bence. mesela karnımızı doyurmalıyız. Ben kuru pastadan yana değilim şahsen. Şahsenem diye de isim olmaz ayrıca. Azerileri sevmem. (git gide kendim hakkında daha fazla sır verdiğimin farkında olmama rağmen alıyorum bu riski sırf bu nefretimden) yooo… Azeriler bana ne yapmış olabilirler ki? (evet gözlerimi kaçırdım) tamam tamam… yıllar önce beni bir odaya kapatıp, Uzaylı Zekiye’nin sekiz sezonunu aralıksız izlettiler. Gözlerimi otomatik portakal manyağına yaptıkları gibi açtılar. Amaçları beni de ele geçirip o meşhur Azeri türküsü “ayrılık ayrılık yaman ayrılık…”ı o yaz sahne alacağım İzmir Fuarı’nda söylemeye ikna etmekti. Daha sonra bunu birçok sanatçıya yaptıklarını ve o lanet olasıca şarkının o nedenle meşhur olduğunu öğrenecektim. Davalarında başarılı olamadıklarını söylememe gerek yok sanırım. Hesaba katmadıkları şey benim bir Uzaylı Zekiye fanı olduğumdu. Fanzin bile çıkarmıştım Uzaylı Zekiye için. Artık fanzin kalmadığından o da nesi diyebilirsin. Fanzinin ne olduğunu bilmen için punk rock ile büyümüş olman ve en az 30 yaşında olman gerekiyor. Sen anca fanpage bilirsin değil mi bebeğim? Ah bu dejenere gençlik… Yine saptık konudan. Ne yiyeceğimizi Allah’a havale edip, diğer konulara değinelim. Para bulmalıyız. Diyorum ki madem insanlar sarıldıkça oksitonin salgılıyorlar, neden insanlara para karşılığı sarılmıyoruz. Hatta ekstra ücret karşılığında omzumuza doğru hafifçe kafalarını dayamalarına da izin verebiliriz. Ama ağlamalarına dayanamam ben şahsen. (hay bin Azeri) en iyisi birimiz bu konuda çalışsın arkadan. Zira o sarılma esnasında omuzdaki ani ıslaklık hissedilmeyebilinir. Kendimizi fight club’taki bob’un memelerinin arasına sıkışmış Edward Norton’un yerinde bulabiliriz. Bob’un aslında Meat Loaf olduğunu biliyor muydun? Sen onu da bilmezsin şimdi ama Meat Loaf klasik duygusal rock şarkıları ile bir dönemin MTV listelerini altüst eden bir arkadaşımızdır. Asıl özelliği ise (berbat şarkılar yazmasının dışında) hem süresi hem de isimleri uzun şarkılar yazmasıdır. Mesela “objects in the rear view mirror may appear closer than they are” isimli şarkısının sadece adını ezberlemem 2 yılımı almıştı. O arada kendisi müziği bıraktığı için bu ezberimi hiçbir yerde kullanamadım. Gördüğün gibi hayat oldukça acımasız dostum. Neyse… anladığım kadarıyla seninle bir şey çözemeyeceğiz. En iyisi ben kurupastaların tuzlu olanlarını yiyeyim. Böyle durumlarda hızlı olmak gerek. Yoksa sadece tatlı olanlar kalabilir bana. Bunu hiç istemeyiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder