2 Ekim 2012 Salı

müsait bir yerde inecek var

Sırtıma kendi elcağızlarımla ördüğüm pelerinimi geçirdim. Artık hazırdım. terasa çıktım. Dolunaya doğru bakarken omuzlarımı dikleştirdim. Süper kahraman dediğin her an izleniyormuş gibi davranılmalıdır. Ben de öyle yapıyordum. Henüz beni izleyen biri olmamıştı ama elbet olacaktı. Teras üçüncü kattaydı. Atlamadan önce biraz da olsa korktuğumu itiraf etmem gerek. Sandığınız gibi bir yerimi kırmaktan falan değildi korkum. Her süper kahraman gibi benim de düşmanlarım olmalıydı bir yerlerde. Ya atlayacağım noktaya hidroklorik asit dolu bir leğen koyduysa birileri. Ya da bir hint fakiri çivili yatağını tam benim atlayacağım noktada unuttuysa. Olmaz olmazdı. Hayat sürprizlerle doluydu. Ve bu sürprizlerin çoğu pek de güzel sürprizler değildi. En iyisi temkinli olmaktı. O nedenle atlamaktan vaz geçtim. Merdivenlerden indim. Bir süper kahraman cesur olduğu kadar da akıllı olmalıydı. Geri zekalı bir hint fakirinin yatağına düşerek ölmemin kurtaracağım zavallılara hiçbir faydası olmazdı. Kapıdan çıkarken aklıma anahtarlarımı unuttuğum geldi. Ama kıyafetimde anahtar koyacak bir yer yoktu. Neden bu pelerini cepli yapmamıştım ki sanki? Alnıma vurdum nasıl bunu unuttum diye. Ama bir süper kahraman olduğum için fazlasıyla güçlü olduğumu unutmuştum.

Bayılmışım. Ayıldığımda sabah olmuştu. Bir geceyi daha kaçırmıştım. Kim bilir ne kadar suç işlenmişti bütün gece. Kim bilir kaç kurban benim adımı haykırmıştı gecenin sessizliğinde. İçeri girdim. Yapacak bir şey yoktu. Akşama kadar bir şekilde vakit geçirip hava karardığında tekrar bir kahramana aç şehrin dehlizlerine dalmak üzere evime girdim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder